Hata Defteri Tutmak: Yanlışları Kazanca Çevirmek
Yanlışın üstünü çizip geçmek onu tekrar etmeyi engellemiyor. Hata defteri, hatanın kendisini değil arkasındaki düşünce yolunu görünür kılıyor.
Bora Yalınkaya 4 dk okuma
Yanlış yapmak öğrenmenin en doğal parçasıdır, ama çoğu kişi yanlışla karşılaştığında yapabileceği en verimsiz şeyi yapar: üstünü çizip yoluna devam eder. Doğru cevabı bir kez okumak, o an için rahatlatıcıdır. Sanki mesele kapanmış gibi hissettirir. Oysa aynı hata birkaç hafta sonra neredeyse aynı biçimde tekrar ortaya çıkar. Çünkü hatanın kendisi değil, hataya götüren düşünce yolu hiç ele alınmamıştır.
Hata defteri, bu tekrarı kırmak için tutulan basit bir kayıttır. İçinde ne süsleme vardır ne de uzun anlatımlar. Amaç güzel bir defter oluşturmak değil, kendi düşünme biçiminin zayıf noktalarını görünür kılmaktır. Bu yüzden hata defteri aslında konuyla değil, kişinin kendisiyle ilgilidir.
Neyin yazılacağını seçmek
Her yanlış cevabı deftere geçirmek, defteri kısa sürede kullanılamaz hâle getirir. Ayrım yapmak gerekir. Dikkatsizlikten kaynaklanan, bir daha bakıldığında hemen görülen yanlışlar ayrı bir kategoridir; bunların yanına kısa bir not düşmek yeterlidir. Asıl değerli olanlar, doğru olduğuna emin olarak verilen yanlış cevaplardır. Emin olmak, orada yanlış bir kuralın yerleşmiş olduğunu gösterir ve yerleşmiş kurallar kendiliğinden düzelmez.
Bir de tahminle bulunmuş doğrular vardır. Bunlar defterin en çok atlanan maddeleridir. Doğru işaretlendiği için sorun yokmuş gibi görünür, ama bir sonraki karşılaşmada aynı şans tekrarlanmayabilir. Doğru sonuca ulaşıldığı hâlde nedeni açıklanamayan her soru, hata defterine en az yanlışlar kadar aittir.
Hatayı değil nedenini yazmak
Deftere yalnızca sorunun kendisini ve doğru cevabı yazmak, kopyalamaktan öteye geçmez. Asıl iş, "neden böyle düşündüm" sorusunun cevabını bulmaktır. Bir kavramı başka bir kavramla mı karıştırdın, soruyu yarım mı okudun, formülü hatırladın ama koşulunu mu atladın, yoksa zaman baskısıyla acele mi ettin? Bu cevaplar birbirinden çok farklı çözümler gerektirir ve hepsine aynı tepkiyi vermek işe yaramaz.
Nedenler yazıldıkça bir desen belirmeye başlar. Kimi kişi sürekli olarak koşullu ifadeleri gözden kaçırır. Kimi, uzun metinlerin son cümlesini atlar. Kimi ise zorlandığı anda ilk akla gelen seçeneğe tutunur. Bu desenler bir kez fark edildiğinde, çalışma yönü kendiliğinden netleşir. Artık rastgele soru çözmek yerine, kendi zayıf noktana nişan alan bir çalışma mümkün olur.
Deftere geri dönmek
Hata defterinin bütün gücü, yeniden açılmasında saklıdır. Yazılıp bir daha bakılmayan defter, yalnızca bir arşivdir. Haftada bir kez, on beş dakika ayırarak defterdeki maddeleri yalnızca soru kısmından okumak ve cevabı yeniden kurmaya çalışmak, kayıt tutmayı gerçek bir öğrenmeye dönüştürür.
Bu geri dönüşlerde bazı maddelerin artık çok kolay geldiği görülür. Onların üstü rahatlıkla çizilebilir; defterin küçülmesi ilerlemenin işaretidir. Buna karşılık ısrarla direnen maddeler vardır. Üç kez geri dönülmesine rağmen hâlâ tereddüt yaratan bir konu, konunun temelinde bir boşluk olduğunu söyler. O boşluk, soru çözerek değil, konuya baştan dönerek kapanır.
Defterin görünmeyen faydası
Hata defteri tutan kişi zamanla yanlışa karşı tutumunu da değiştirir. Yanlış, artık kaçınılması gereken bir utanç değil, işlenmeyi bekleyen bir bilgi hâline gelir. Bu değişim, çalışırken duyulan gerginliği belirgin biçimde azaltır. Kendi hatalarına soğukkanlılıkla bakabilen kişi, zor sorularla karşılaştığında daha az panikler.
Defterin biçimi konusunda katı kurallar aramaya gerek yoktur. Kâğıt bir defter de olur, telefonda bir not dosyası da. Önemli olan tek bir yerde toplanmasıdır; farklı yerlere dağılmış notlar geri dönmeyi imkânsız kılar. Her maddeye kısa bir etiket koymak ise defteri zamanla daha kullanışlı hâle getirir. Konu adı, hata türü ve tarih üç kelimeyle yazıldığında, aylar sonra belirli bir türdeki hataları bir arada görmek mümkün olur.
Defter tutulurken sık düşülen bir tuzak da fazla ayrıntı yazmaktır. Her maddeye uzun açıklamalar eklemek, defteri yazması yorucu ve okuması sıkıcı bir yığına çevirir. Üç dört satırı geçmeyen kayıtlar hem hızlı yazılır hem de haftalık geri dönüşlerde göz atılabilir kalır. Defterin sürdürülebilir olması, içeriğinin zenginliğinden daha belirleyicidir.
Uzun vadede kazanılan şey yalnızca birkaç konudaki ustalık değildir. Kişi, kendi düşünme sürecini izlemeyi öğrenir. Bu beceri okul sınavlarının çok ötesine geçer; işte alınan kararlarda, günlük tercihlerde ve yeni bir alana başlarken de aynı biçimde çalışır. Basit bir defter, farkında olmadan bir düşünme disiplinine dönüşür.